TBMM Genel Kurulu… DEM Parti’nin kadın cinayetlerine yönelik araştırma önerisi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi

TBMM Genel Kurulu… DEM Parti’nin kadın cinayetlerine yönelik araştırma önerisi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi
Yayınlama: 03.03.2026
0
A+
A-

TBMM Genel Kurulu’nda DEM Parti’nin kadın cinayetlerinde yaşanan eril yargı pratiğinin araştırılması amacıyla verilen grup önerisi AK Parti-MHP oylarıyla reddedildi.

TBMM Genel Kurulu’nda DEM Parti’nin “Kadın cinayetlerinde yaşanan eril yargı pratiğinin araştırılması amacıyla” verilen grup önerisi AK Parti-MHP oylarıyla reddedildi.

DEM Parti Grubu’nun önerisinin gerekçesini açıklayan Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, şunları kaydetti:

“Gel gelelim ülkemizin kadın karnesine. Son on iki yılda Türkiye’de kaç kadın katledildi biliyor musunuz? Tam 5 bin 659 kadın erkekler tarafından öldürüldü, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılan 1 Temmuz 2021’den bu yana ise tam 2 bin 207 kadın erkekler tarafından katledildi ve daha on gün önce bu ülkede yalnızca yirmi dört saat içerisinde 6 kadın erkekler tarafından katledildi, bunlardan sadece birisiydi Güler Özkan. Ne oldu Güler Özkan’a? Ağrı’da yaşıyordu kendisi, eşi tarafından şiddet görüyordu, defalarca kolluğa gidip bu şiddetin önlenmesine dair devletten yardım istemişti kendisi, 7 Şubatta koruma kararı talep etmişti ve şikâyet etmişti defalarca. Ve ne oldu? 17 Şubatta boşanma aşamasında olduğu, 21 suç kaydı olan, devletten defalarca koruma talep ettiği eşi tarafından katledildi Güler ve bu aslında bize Türkiye’nin kadın politikasının karnesini gösteriyor. Bu Meclise bakanlar geliyor, şişirilmiş sunumlar yapıyor, güzel güzel anlatıyorlar, kadınları şöyle koruduk, böyle eğitimler verdik,  böyle müdahaleler ettik diye uzun uzun anlatıyorlar fakat sonuç ne? Bu ülkede her gün 1 kadın erkekler tarafından katlediliyor. Evet, belki kadını katleden erkek olabilir ama şunu net ifade edelim ki katil sadece erkek değil, kadını korumayan devletin kendisidir, bu politikaları üretmeyen iktidarın kendisidir ve kadınların öldürülmesinde de kendileri de erkekler kadar suçludurlar, faildirler.

Yine ‘Darp edildim, kapımda bekliyor’ diye kolluğu arıyorlar, cevap ne? ‘Sen bir yolunu bul, kendi başına gidiver ya. Uğraştırma şimdi bizi diyor’ kolluk. Yine ‘Boşuna uğraşma, buradan bir iş çıkmaz, kocandır bu döver de sever de’ diyen bir iktidar gerçekliği var karşımızda. Yine sadece kolluk mu bu işin müsebbibi? Elbette ki değil. Nasıl bir şekilde uygulandı 6284 sayılı Kanun? Evet, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldı. Karşısında dediler ki: ‘Hiç üzülmeyin, 6284 sayılı Yasa var.’ Peki, nasıl oluyor bu 6284 sayılı Yasa? Neymiş buna karşı peki direnenler? Diyorlar ki: ‘Kadınlara çok fazla yüz veriliyor bu 6284 sayılı Yasa’yla.’ Yine neymiş? “Boşanmalar bu yasa yüzünden artmış’ deniliyor. Neymiş? ‘Köprü altında birçok erkek karılarından şiddet gördükleri için, eşlerinden şiddet gördükleri için köprü altında yatmak zorunda kalan erkekler var.” deniliyor. Peki, biz soruyoruz o zaman bu toprağın altında yatan kadınlar ne olacak? Sizin “Bu köprü altında bırakıldı.’ dediğiniz erkeklerin karşısında kadınları toprağın altına girmek zorunda kalıyor. Kocaları tarafından, babaları tarafından, eşleri tarafından, eski sevgilileri tarafından, hatta ve hatta yolda yürürken bile katlediliyor kadınlar.”

Esen: Haksız tahrik ve iyi hal değerlendirmeleri kadın cinayetlerinde istisnai olması gerekirken çoğu zaman rutin bir uygulamaya dönüşüyor

Yeni Yol Grubu adına Deva Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen, şu ifadelere yer verdi:

“Daha geçen yıl oldukça kalın, yüzlerce sayfadan oluşan bir raporla kadına şiddete dair bir Komisyon raporuyla Mecliste raporumuzu sunduk, ben de üyesiydim ama şiddeti durduracak bir sonuç ne yazık ki çıkmadı Meclisimizden. Sormak istiyorum: bir sonuç, eylem, kanun üretemeyeceksek neden araştırma komisyonlarında uzun saatler, haftalar, aylar harcıyoruz. Geçen hafta bir gün içinde 6 kadın öldürüldü, 2’si boşanmaya çalışıyordu, 4’ü boşanmıştı; hepsi eşleri ve eski eşleri tarafından öldürüldüler ne yazık ki. Yine, bir kadın öğretmen Fatma Nur Çelik ‘Can güvenliğim yok’ demesinin üzerinden bir yıl geçmişken söz ettiği öğrencisi tarafından daha çok yakın zamanda öldürüldü, bir öğretmen ve bir öğrenci ise yaralandılar saldırısı esnasında.

Bakın, her cinayetin arkasında çoğu zaman daha önce dile getirilen endişeler, yapılmış başvurular, verilmiş şikâyet dilekçeleri, alınmış ama etkin uygulanmamış tedbirler bulunuyor. Risk değerlendirmeleri yüzeysel kalıyor, uzaklaştırma kararları etkin izlenmiyor, ihlaller caydırıcı biçimde yaptırıma bağlanmıyor. İyi haller havada uçuşuyor, haksız tahrik ve iyi hal değerlendirmeleri kadın cinayetlerinde istisnai olması gerekirken çoğu zaman rutin bir uygulamaya dönüşüyor. Bu durum toplumdaki adalet duygusunu zedelemekte, caydırıcılığı zayıflatmakta ve cezasızlık algısını güçlendirmektedir ne yazık ki. Bir başka mesele ise infaz ve tahliye süreçleri. Şiddet geçmişi olan, hakkında çok sayıda suç kaydı bulunan kişilerin tahliyelerinde mağdur güvenliği öncelikli kriter hâline getiriliyor mu? Risk analizleri nesnel ve standart bir yöntemle mi yapılıyor? Bu soruların cevabı kamuoyu açısından yeterince şeffaf değil. Şüpheli kadın ölümleri ise ayrı bir başlığımız. Yüksekten düşme, intihar olarak kaydedilen, delil yetersizliği gerekçesiyle kapanan dosyalar. Etkin soruşturma yükümlülüğü yalnızca bir ceza hukuku meselesi değildir sayın milletvekilleri; Anayasa’nın 17’nci maddesi uyarınca devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünün bir gereğidir. Her dosya titizlikle, bağımsız ve uzmanlaşmış bir perspektifle ele alınmalıdır. Bizim bugün talep ettiğimiz şey ideolojik bir tartışma değil, veriye dayalı, şeffaf…”

TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl, grup önerilerinin görüşülmesinin ardından milli parklara ilişkin düzenlemeleri de içeren Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne geçmeden birleşimi, 4 Mart Çarşamba saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.