Almanya’daki Alevi kadın örgütleri, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla “Birlikte mücadele, birlikte özgürlük” başlığıyla ortak deklarasyon yayımladı. Deklarasyonda savaşlara, şiddete, sömürüye, asimilasyona ve kadınlara yönelik saldırılara karşı ortak mücadele çağrısı yapıldı.
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Merkezi’nde düzenlenen toplantıda, Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB), Demokratik Alevi Kadınlar Federasyonu (FEDA) ve Demokrat Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) tarafından hazırlanan metin kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklamada kadınların barışın ve özgürlüğün sesi olduğu vurgulanarak eşitlik ve yaşam mücadelesinin sürdürüleceği belirtildi.
Deklarasyonun sunumunda konuşan Necla Arslan, Alevi inancında kadının tarihsel konumuna ve kadınların yaşadığı acılara dikkat çekti. Ortadoğu’daki savaşlarda en ağır bedeli kadınların ödediğini belirten Arslan, IŞİD tarafından kaçırılan Ezidi kadınların köle pazarlarında satıldığını ve istismara uğradığını hatırlattı. Suriye’deki savaş sürecinde sivillerin, özellikle kadınların ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Huri Kabayel de kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesinin dünyanın dört bir yanında sürdüğünü belirtti. Kabayel, Alevi kadın örgütlerinin bu mücadelenin önemli bir parçası olduğunu ifade ederek Avrupa ve Arap Alevi kadın örgütleriyle ortak bir duruş sergilendiğini söyledi. Bu birlikteliğin Alevi inancının eşitlik, hakikat ve adalet değerlerinden güç aldığı vurgulandı.
Ortak metnin Almanca, Kürtçe ve Türkçe olarak okunduğu açıklamada, Alevi inancının temelindeki birlikte yaşam ve eşitlik anlayışına dikkat çekildi. Erkek egemen zihniyetin yarattığı savaş, şiddet ve kaos düzenine karşı kadınların örgütlü mücadelesinin büyütüleceği belirtildi.
Deklarasyonda, Alevi inancındaki Cem törenleri ve Kırklar Meclisi’nin birlikte yaşam ve eşitliğin simgesi olduğu ifade edildi. Erkek egemen anlayışın doğa ve kadın üzerinde kurduğu tahakkümün insanlık tarihindeki önemli kırılmalardan biri olduğu kaydedildi.
Açıklamada, kısa süre önce öldürülen Alev Koç cinayetine de değinildi. Ocak evladı olarak hizmet yürüttüğü belirtilen Koç’un Hızır ayında mezarlıkta Hasan Hüseyin Subaşı tarafından öldürüldüğü aktarıldı. Bu saldırının yalnızca bir cinayet değil, aynı zamanda Alevi inancına ve toplumsal değerlere yönelik bir saldırı olduğu vurgulandı.
Deklarasyonda, benzer saldırılarla toplumsal olarak yüzleşilmemesi halinde yeni katliamların yaşanabileceği uyarısında bulunularak “Bizde kadın erkek eşittir” söylemiyle sorunların üzerinin örtülmemesi gerektiği ifade edildi.
Metinde ayrıca, 8 Mart 1857’de New York’ta eşit işe eşit ücret talebiyle direnen tekstil işçisi kadınlar anıldı. Ortadoğu’daki çatışmalarda Gazze, Lazkiye ve Rojava’da kadınların hedef alındığına dikkat çekildi.
Alevi kadın örgütleri, deklarasyonun sonunda mücadelelerin birleşmesi ve 21. yüzyılın kadın özgürlüğü yüzyılı olması için ortak mücadelenin büyütülmesi çağrısında bulundu. Açıklama çerağların sırlanmasıyla sona erdi.